Menu

Starbucks: Kahve Bahane, Dijital Dünya Şahane!

 

Starbucks’ın Facebook’ta 10 milyon takipçiye ulaşan ilk şirket olduğunu biliyor muydunuz? Ya şu an 20 milyonu aşkın takipçisi olduğunu, hatta gün içinde en çok Tweetlenen marka olduğunu? Tüm bunlar birer tesadüf olabilir mi?

“Yalnızca kahve değil, farklı bir deneyim bizim sunduğumuz” diyen ABD’li kahve zinciri Starbucks’in kurucularına katılmamak elde değil.  Çıkış noktası, Amerikalılara, Italyan espresso barlarındakine benzer bir kahve içim deneyimi yaşatmak olan Starbucks, gerek atmosferi gerekse müşteriye “her türlü şımarıklığı yapma” hakkını tanımasıyla gerçektenden de “farklı bir deneyim” sunuyor.  Her ne kadar bu şımarıklık konusu Türkiye’deki Starbucks’larda pek yaşanmasa da, Amerikalılar işin adeta “suyunu” çıkarabiliyor. Bir kahveyi kaç değişik şekilde sipariş edebilirsiniz? Mesela yağsız sütlü, az kremalı, kahvesi bol, karamel aromalı, ekstra sıcak, uzun Macciato desem? Starbucks’ın genel hedef kitlesi beyaz yakaliı genç çalışanların da en çok sevdiği 2 özellik, muhtemelen, kahveyle istediğiniz gibi oynayabilme özgürlüğü ve kahve bardaklarına isim yazılması sayesinde yaratılan sosyalleşme fırsatı. Öyle ya, aylarca aynı ofiste calışıp da iş yoğunluğundan bir türlü tanışamadığı yeni  müşteri temsilcisinin adının “Senem” olduğunu, bir Starbucks karşılaşması olmasa belki daha bir 6 ay daha öğrenemeyecek Ali Bey…

Kahve çeşitliligi, sosyalleşme, ev ve ofis arasında geçen hayata eklenecek  üçüncü bir durak… Ama çok daha fazlası aslında Starbucks. Şirketin dijital ve sosyal medya stratejileri, göz ardı etmeyi bırakın, pazarlama derslerinde “örnek vaka” olarak  incelenmesi gereken bir ton adımdan oluşuyor. Konuyla ilgili en doğru yorumsa yine ilk ağızdan, Starbucks’ın Dijital Yöneticisi Alexandra Wheeler’in Digitalbuzz’ın sitesinden de izleyebileceğiniz konuşmasında gizli. Hem sosyal medyanın hızla hayatın her alanına yayılmasını takip etmekte zorlananlar için, hem de işin uzmanlarının arşivlemek isteyebileceği türden bir konuşma bu. Benim en çok dikkatimi çeken sosyal medya uygulamalarından bazılarına gelince…

-       Starbucks, sosyal medyadaki takipçileriyle duygusal bir bağ çerçevesinde iletişim kuruyor. “Kuru bir pazarlama”dan çok öte olan dijital stratejisinde, asla dışardan bir ajansla çalışılmıyor, yani para karşılığı bir ajansın şirket adına Tweetlemesi ya da Facebook comment’lerine cevap yazması söz konusu değil. Hatta şiarlari da şöyle “Never outsource your voice!”

-       Takipçilerin Starbucks ürün ve servislerine interaktif olarak katkıda bulunmasıysa başlı başına ayrı bir konu!. 2008’de başlatılan “My Starbucks Idea” muhteşem bir başarı örneği bu anlamda. Bugüne dek, Starbucks’lardaki ücretsiz wi-fi’dan tutun müziklere kadar 100den fazla fikir, kahveseverlerin bu platformda paylaştığı fikirlerden çıkmış!

-       Henüz Türkiye’de uygulanmıyor olsa da, frappuccino.com sitesi de iyi bir sosyal medya stratejisi örneği. Kahveseverin içeceğini, seçtiği fotoğraflar, ilginç alıntılar ve farklı karışımlarla kişiselleştirerek web sitesinde paylaşmasına olanak sağlayan yaratıcı bir fikir bu.

-       Son olarak, Foursquare uygulaması sayesinde, belli sayıda giriş yaptığınızda  kazandığınız Starbucks rozetleri (badges), size hediye ve farkli etkinliklere davetiye şeklinde geri dönüyor.

Sözün özü: Sosyal medya “çocuk oyuncağı”, ya da kısa zaman sonra sönecek bir balon değil, bazılarının öngördüğü üzere. Yarattığı “oyun alanı”ysa hepimizi daha çoook uzun süre meşgul edecek.